6 Şubat 2015 Cuma

Simple is never easy

Son zamanlarda içimde bir sıkıntı, sebebini bilemediğim ama elimdeki herşeyin kayıp gideceği ve bir başıma dımdızlak kalacağım korkusu. Kim bilir hepimizin içinde olan ama itiraf edemediği bir korkudur bu, yalnız kalmak. Ebeveynlerimiz bizleri büyütürken hep demezler mi: "Evladım benim şu şu okullara gidiyor, okuyup büyük adam-kadın- olacak ve bize bakacak." Değil midir ki bu korku da bir yalnız kalma içgüdüsünün yanısması sizce. Biraz empati yapalım dediğinizde "Evet, onlar da haklı yıllarını verip büyüttükleri çocuklarından biraz olsun yaşlanıp da çocuklaştıklarında aynı şefkat ve ilgiyi beklemek" diye düşünüp onlara da hak verdiğim zamanlar oluyor. Ama bu biraz da çocuk üzerinde bir baskı oluşturmaz mı ki?

Hep bilinçaltında bu mottoyla yaşayan bir çocuk olarak büyüdüm ben. Baskı oluşturmadı mı üstümde evet oluşturdu çoğu zaman ama bunun verdiği itici güçle de hep güçlü olmak zorunda hissettim kendimi. Dimdik ayakta durmak, sıkıntını belli etmemek; güçlülük ve birşeylerin üstesinden geldiğimi ve sorumlulukla hayata göğüs gerdiğimi zannettirdi bana. Şimdi 28 yaşımı bitirdim ve geriye dönüp baktığımda aslında ben ailenin büyük çocuğu olmasaymışım keşke diyebiliyorum bazen. Büyük olduğunuzda tek başınıza kafanıza göre karar alamıyorsunuz siz, ardınızda bir sorumluluk, örnek teşkil etme gibi durumlarınız var. Hee bir de "başkaları ne der" durumu ile karşılaşmamak için hayatınızı ona göre yaşamalısınız ki bu bambaşka bir yazı konusudur, hiç girmeyeyim.

Ne bileyim ben, sevdiğim insanla alakalı gelecek hayalleri kuruyorum ama aklımın bir köşesinde hep aileme de bakmalıyım düşüncesi yer ettiğinden hızlı aksiyon alamıyorum. Hızlı aksiyon almak için karşımdaki insanın beni tetiklemesini ve dürtmesini bekliyorum bazen ama onun da aceleci davranmamak için sürekli beni ve gelecekte neler yapabileceğimi tartıcı bazı konular ve söylemlerde bulunarak beni denemesi de sinirimi bozuyor ve huysuzlaşıyorum. Hayatta kimi zaman ileri adımı atabilmeniz için birinin sizi iteklemesine ihtiyaç duyarsınız. Bu ihtiyacınızı da karşınızdaki insanın yüzüne söylemektense onun biraz anlamasını istersiniz ki ben bu kısımdaki insanlardanım sanırım.

Önümde yaşanacak koca bir hayat ve hayatımdaki belirsizlikler içimi karartıyor bu sebeplerden ötürü. Aslında çok bir şey istemiyorum sadece mutlu olmak istiyorum diyen insanlar var ya hayatta, bence hayatı basit yaşamak aslında zor ve fedakarlık isteyen bir şeydir. Basit, sıkıntısız bir hayat tarzı için önünüzdeki engelleri kaldırmalı ve onun için bir şeyler vermelisiniz. Üstteki kısa filmde de dediği gibi zengin olmanız ne kadar aldığınız ile alakalı değil ne kadar verdiğinizle alakalı olduğunu unutmamak dileğiyle.

Az kuru bol sulu bi ekmek ile mutlu olabileceğimiz günlerin varlığına özlemle...