Hep bilinçaltında bu mottoyla yaşayan bir çocuk olarak büyüdüm ben. Baskı oluşturmadı mı üstümde evet oluşturdu çoğu zaman ama bunun verdiği itici güçle de hep güçlü olmak zorunda hissettim kendimi. Dimdik ayakta durmak, sıkıntını belli etmemek; güçlülük ve birşeylerin üstesinden geldiğimi ve sorumlulukla hayata göğüs gerdiğimi zannettirdi bana. Şimdi 28 yaşımı bitirdim ve geriye dönüp baktığımda aslında ben ailenin büyük çocuğu olmasaymışım keşke diyebiliyorum bazen. Büyük olduğunuzda tek başınıza kafanıza göre karar alamıyorsunuz siz, ardınızda bir sorumluluk, örnek teşkil etme gibi durumlarınız var. Hee bir de "başkaları ne der" durumu ile karşılaşmamak için hayatınızı ona göre yaşamalısınız ki bu bambaşka bir yazı konusudur, hiç girmeyeyim.
Ne bileyim ben, sevdiğim insanla alakalı gelecek hayalleri kuruyorum ama aklımın bir köşesinde hep aileme de bakmalıyım düşüncesi yer ettiğinden hızlı aksiyon alamıyorum. Hızlı aksiyon almak için karşımdaki insanın beni tetiklemesini ve dürtmesini bekliyorum bazen ama onun da aceleci davranmamak için sürekli beni ve gelecekte neler yapabileceğimi tartıcı bazı konular ve söylemlerde bulunarak beni denemesi de sinirimi bozuyor ve huysuzlaşıyorum. Hayatta kimi zaman ileri adımı atabilmeniz için birinin sizi iteklemesine ihtiyaç duyarsınız. Bu ihtiyacınızı da karşınızdaki insanın yüzüne söylemektense onun biraz anlamasını istersiniz ki ben bu kısımdaki insanlardanım sanırım.
Az kuru bol sulu bi ekmek ile mutlu olabileceğimiz günlerin varlığına özlemle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder