29 Eylül 2016 Perşembe

Siegen City Gezi Notları


Burbach Günlükleri-2 / Siegen City


Burbach eğitimi kaldığı yerden devam ediyor. Gün geçtikçe eğitim seviyesi giderek yükseliyor ve zorlaşıyor. Ama eğitimin güzel tarafı da mesleki profesyonelliğime ve bilgilerime katkıda bulunmasının yanı sıra akşamları 5 te bitmesi :) Sonrasında hava kararmasına kadar 2 saat vaktim var ve bu vakitte farklı yerlere rota belirleyip gitmem ve resim çekmem gerekli. Çünkü sevdiğim merak eder ve ben ona gezdiğim gördüğüm yerleri anlatmayı çok seviyorum :) Sıradaki durağımız Siegen. 

         

Öncelikle nereye gittin yaaa diye tepki almadan önce her gittiğim yerde benim için en büyük sorun olan park sorununu anlatmam için anlamadığım park tabelalarının resmini paylaşarak başlıyorum yazıya. Sağda görmüş olduğun resim sevgili arabayı park ettiğim yer. Ama bu kadar basit söylediğime bakma yaklaşık 15 dakika buraya park etsem mi etmesem mi diye düşündüm. Sonra da görseldeki araba resmi nedendir bilinmez bana güven verdi ve park ettim. Sonradan buraya gelince internetten öğrendiğime göre orda yazan " Bewohner- mit parkausweis" yazısı aslında sadece konak sahipleri için park izni demekmiş. Ama ben yine senin varlığının şansını taaaa buralardan hissettiğim için sıkıntı çıkmadan park işini hallettim :) Solda gördüğün resimde yazan ufak yazı ise " freie platze" ücretsiz park yeri anlamına gelen ama benim bir türlü bulamadığım cennette vaha misali Mecnun olup araya araya helak olduğum yerler. Nedense bana hep bir yere park ettikten sonra denk geliyor ya neyse.

         

Gelelim Siegen gezimize Siegen şehri Burbach köyüne yaklaşık 18 km uzaklıkta bir şehir. Burbach a nazaran daha yoğun ve şehrimsi. Bunda başlıca sebeplerden biri de Siegen Üniversitesi. Burası daha çok öğrenci kenti bir nevi bizim Eskişehir gibi. Şehrin göbeğinde Victorya Köprüsünü üzerinde konumlanmışi yukarıda da resimleri olan Henner&Frieder amcalar var. Bunlardan bir nevi Siegen şehrinin madencilik ve tarımına vurgu yapmak için şehre 1900 lü yılların başında dikilmiş heykeller. Solda gördüğün amca Frieder kendisi madencilik temsil ediyor. Sağda görülen stil sahibi bronz heykel amca da Henner. Aşağıdaki resim de köprünü uzaktan görünüşü.

                                 

Şehir turuna kaldığımız yerden devam edelim. Şehir öğrenci şehri olduğu için bizim Türklerden de bolca etrafta görebilirsin. Genelde yüksek lisans yapmak için gelen bir kitle var. Aşağıdaki resimler de üniversite yolu üzerinde bulunan şirin ırmak ve yakınındaki dönen sulu top. Bana çok saçma gelse de adamlar taştan topu suyla döndürmek için para harcamışlar. Medeniyet mi desem ne desem ben şimdi :)

        

Bir de tabii ki ikimizin ortak tutkularından biri olan güzel ev görüntüleri var sırada. İnanır mısın burada gördüğüm evlerin hepsi güzel ve müstakil. Tam senin aşık olabileceğin türden evler. Ve her güzel ev gördüğümde aklıma geliyorsun ve diyorum ki sevgilim de görmeli, görecek te. Kim bilir ileride bir gün oturacak da diyebilirim. Çünkü buradaki ev fiyatları Istanbul'dan daha uygun fiyata. Hep daha ucuz, hem daha sakin ve huzurlu hem de hayat standartları yüksek. Seninle benim ortak paydamız olan kaliteli yaşam ve kaliteli insan ikilisi burada hayat mottosu.

                                

Şimdi ilk bakışta insan şu eve bakınca ulan diyor evin önünde kocaman ağaç var evi kapatıyor. Bizde olsa çoktaaaan kesilmiş odun olup evi ısıtmıştı. Lakin inan buralarda insanlar ağaçlara o kadar önem veriyor ki ağaç kesilmesin diye otoyolun orta yerinde tek başına ağaç bile gördüm ben. O sebepten şehir de olsa her yer ağaç her yer yeşillik.

        

Sana son olarak şehrin diğer simgelerinden biri olan ve bir çok Avrupa kentinde görebileceğin kilise resmiyle veda ediyorum. Bizde cami neyse adamlarda da kilise simge olarak o. Değişik ve güzel yapılar o sebepten bu hafta sonu bir Pazar ayinine de katılayım mı diye soruyorum kendime. Ne dersin?

Bir gezi yazımın daha sonuna gelirken bana biraz dargın ama çok özleyen sevgili profili çizerken sen bense her daim seni hayal ediyorum. Her gittiğim yerden anı biriktiriyorum ki gelince saatlerce oturalım o güzel yüzüne bakıp bakıp anlatayım sen de sessizce usulden dinle beni istiyorum. Arada bir ne diyeceğimi unutup seni öpeyim sonra ne diyordum ben diye sana sorup tekrar tekrar aynı şeyleri anlatayım diye düşlüyorum. Biliyorum ki sen hiç sesini çıkarmaz hafiften tebessüm eder sarılırsın bana. En çok da o içimi ısıtan sarılmalarını özledim ben sevgili.

Kapanışta ortamın ve buraların sessizliğine uygun yarıda bıraktığımı bir filmi izleyip öyle uykuya dalayım diyorum. Hangi filmmiş o diye merak edersin sen. Aşağıda linkini de paylaşırım ama kızma bana hani beraber izleyecektik diye. Ben seninle yine izlerim seninle hiç sıkılmam ben, yeter ki yanımda dur benim güzel bakışlı sevdiğim. Öğünümüz az kuru bol sulu bi ekmek olsa da yine bana eşlik eder misin sevgili? Sen ki bana yemek yaparken kutsal bir görevi ifa ediyor gibi başka alemlere dalıp aşk ile yapan sevgili iyi ki varsın hayatımda... Aşk ile...






27 Eylül 2016 Salı

Burbach- Almanya Günlükleri

Burbach- Almanya Günlükleri-1

Çok çok uzun zaman oldu buralara bir şey karalamayalı. Blog da gizliliğini yitirdi gerçi başlangıç amacından farklı olarak. Gerçi niyetimiz az kuru bol sulu bi ekmeğe eyvallah demekti ki hala öyle ama sevdiğim kadından daha fazla uzak tutamadım varlığını. Artık bu blog gezdiğimiz gördüğümüz yerlerin bir yansıması, iz düşümü olacak ve yaşadıklarımızı yazacağız buraya. Hee dersen ki olm ne yazdın sanki şimdiye kadar diye de deme bence :) Çünkü içimdeki yazmak isteyip de yazmadıklarımla bu blogun bende yeri ayrı.

                              

Neyse saçmalamaya ara verip ana amacımıza dönelim. İş seyahati dolayısıyla Kuzey Almanya'da bulunan Frankfurt ve Köln' e eşit olarak 100 km uzaklıkta bulunan Burbach semtine geldim. Yukarıdaki resimden de anlaşılacağı gibi semt dediğime bakmayın bildiğin dağ köyü. İnanılmaz bir manzarası ve doğası ile resmen İstanbul sonrası oksijen çarpıyor insanı. Hele bir de öyle ıssız öyle sessiz ki aşık olunası bir yer.


                                    

Havaalanı inişinde araç kiraladıktan sonra Burbach a doğru gelirken yolda gördüğüm ilk güzel şey üstteki resimdeki amca ve karavanı oldu :) Ve buna benzer yolda o kadar çok araç var ki inanamazsın. Yani insanlar hafta sonlarında sevdikleriyle arabasının arkasına karavanını takıp istedikleri yere gidip doğayla baş başa vakit geçiriyorlar. Hele ki bu insanların zaten normal olarak yaşadıkları muhitin bile biz şehirde yaşayan insanlar için hayal edilesi derecede doğa ve yeşillik içerisinde olması bile onları bu zevklerinden alıkoymamış. O yüzden bizlerin hiç mi hiç ama üşenmişlik, bahane, hayıflanma gibi özellikleri öne sürerek hayallerimizi ertelememiz gerekiyor.


   

Otoyolda keyifli bir yolculuk yaptıktan sonra otele saat 19:00 gibi geldim. Bu arada unutmadan otoyollarda da hız sınırı yok ve istediğin kadar hızlı gidebiliyorsun. Bunun nasıl bir duygu olduğunu şehir içinde 80 km yaptığımda adrenalin seviyesi yükselen sevdiğim anlatsın ben geri çekileyim :) Otel Burbach merkezde (zaten Burbach dediğim de 3000 nüfuslu bir yer he ) Hotel Snorrenburg diye bir yer. Üstte otelin resmi ve kiraladığım aracın resmi var. Otele girişte şöyle ilginç bir ayrıntı var ki beni çok şaşırttı. Pazar günü olması sebebiyle otelin sahibi bana bir mail atarak mailinde; Pazar gününün izin günleri olduğunu ve o gün çalışmadıklarını ama o gün konaklamak isteyen müşterilerini kapı giriş şifresini vererek lobiden oda anahtarını kendimin alıp odaya yerleşebileceğimi belirten bir mail attı. 7/24 hizmetin ve ne vereyim abime minvalinde yaklaşım ile müşteriyi el üstünde tutan bir anlayıştan böylesine çalışan haklarını gözeten bir medeniyete geçiş yapmak açıkçası beni dumura uğrattı. Ama saygı duydum hakkaten bu anlayışa. Bu güzel otelden akşam yemeği için dışarı gidişimi anlatmadan önce bir de odamın resmini paylaşıp görgüsüzlükte bir tık öteye de gideyim diyorum :)

                            

Gelelim akşam yemeğine. Dışarı çıktığımda zaten fazla bir alternatifimin olmadığını anlamam pek de zor olmadı. Pizza ve makarna yapan bir İtalyan restaurantına girdim. Oturup kendime bir yemek söyledim ve tabii ki de yörenin birası. Yörenin birası dediğime bakmayın ev yapımı falan değil ama Almanya da gittiğiniz yerin lokal markası olan biralar revaçta olur. Ev yapımı bira da Almanya da çok yaygındır ama bu seferlik ben bulamadım ve elimdekiyle yetindim. Resimdeki bir Bitburger marka. Tadı biraz bizim Efes'e benziyor. Ben pek sevmedim ama ilk biram olması açısından yerini de yadsıyamam doğrusu.

                                        

Yemekten sonra otele gittim ve hayatımın en rahat ve huzurlu uykularından birisini uyuyarak sabaha uyandım. O kadar temiz hava ve o kadar güzel sessizlik birleşince tadından yenmedi doğrusu. Sabah kahvaltı sonrası eğitim için firmamın ofisine gittim ve ilk eğitim günüm başladı. Güzel bir eğitim günü sonrası öğle yemeği için farklı bir Hırvat restaurantına gittik. Orada çektiğim iki resmi de ekliyorum ki her anı, her gittiğim yeri sen de gör ve yaşa istiyorum. Bunları seninle de yaşamak, hatta seninle buralarda yaşlanmak istiyorum.

                       
                                 

Sağdaki resimse erkekler tuvaletine konmuş bir resimdi. Çok güldüm gördüğümde sen de gül diye buraya koyuyorum, umarım gülersin :) Şimdi ise araç park ederken yaşadığım Almanca bilmeme zorluğumu anlatabilmem için bir resim daha koyuyorum. Ben de bu resmin anlamı büyük çünkü bu yazıyı anlamak için tam yarım saat bu yazıya baktım çıkarım yapmaya çalıştım. En sonunda anlamadığımda amaaan ne olursa olsun diyip gemileri yakıp arabayı buraya park ettim. Sonrası mı şansıma sıkıntı çıkmadı da ceza yemedim. Ne mi yazıyor orda? Eeee orasını da artık sen bana söylersin gelince :)

                                  

Son olarak bu akşam eğitimden sonra Burbach tan çektiğim resimlerle sana veda etmek istedim ey sevgili ve ey post. İnan burada hissettiğim huzurun aynısını sen de yaşa diye senin de buraya tek başına gelmeni istiyorum. Sensiz buralara gelmemin tek avantajı biraz Almanca anlamaya başladım hepsi o. Ve ciddi ciddi dönüşte Almanca öğrenmek istiyorum. İçimden bir ses de ileride ama iş ama başka bir şey yüzünden burada yaşayacağımızı söylüyor. Benim hislerim kuvvetlidir sevgili, inşallah diyelim, iyi düşünelim iyiyi çağıralım olur bence. Ama bana neresi olursa olsun az kuru bol sulu bi ekmeğimi seninle paylaştığım sürece bana her yer Almanya :) Kurunuz az, suyu bol ekmeğiniz ise bir somun olsun doya doya yiyin güzel insanlar. Sevgiyle...